Bülent ESİNOĞLU: HIZLANAN DEĞİŞİMİ KAVRAMAK

Tarihin bazı dönemlerinde değişim hızlanır. Ya da biz hızlanmış gibi görürüz. Aslında sabit hızda devam ediyordur da hızlı veya yavaş olarak hissederiz.

Her neyse, soyut üzerinden gitmeyelim. Somuta bakalım.

-Ukrayna’daki, Rusya Amerika savaşı

-Uzak Doğuda Amerika Çin savaşına bakalım.

Bu iki olay bile Dünyanın artık eski dünya olmadığını gösteren dev göstergelerdir. Sağır sultanlar bile işitiliyor.

Bu iki büyük olay aslında tek bir olaydır. Olay yıkılmakta olan Amerikan finans imparatorluğunun yıkılışıdır.

Bu yıkılışın ulus devletlere yansımaları oluyor. En çok da bizim gibi 80 yıldır, aldığımız nefeste bile baskısını hissettiğimiz, tekelci sermaye baskısıdır.

Amerika karşılıksız kâğıt basıyor. Gelip senin üretimini, bu karşılıksız bastığı para ile gasp ediyor.

İşte bu düzen yıkılıyor. İmparatorluk yıkılıyor derken Doların inşa ettiği ilişkiler yıkılıyor.

Savaşlar ve gerilimler, anlaşmazlıklar, saf değiştirmeler, yeniden saflaşmalar, hep bu eksen üzerinde devam ediyor.

Yıkılmakta olan düzenin alışkanlıkları ile düşünürsek, iki hata birden yaparız.

Birincisi değişimin yönünü ve içeriğini anlayamayız. İkincisi de olay bitip saflar belirlendiğinde, doğru yerde konumlanamadığımız için, kaybeden tarafta oluruz.

Yeni dünya düzeninin şekli şemalı ortaya çıktı.

Ekonomik çıkar kavgasında, Kuzey Amerika ve Avrupa’nın bir kısmı, Amerika ve Avrupa çıkar gurubunun içinde olacak.

Öte yanda ise tüm dünya diyebileceğimiz, Asya , Afrika ve Güney Amerika olacak.

Bu iki yapının vaat etiği duruma bakacak olursak, şu temel ayırımı göreceğiz.

Batı Kolektifi ile ortaklık, ulus devlet içindeki servet sınıfının ortaklığı olduğunu biliyoruz. Bu ortalıkta ülke içindeki servet sınıfının, dışarıdan gelen tekeller ile olan ortaklığıdır.

Bu ortaklıkta, kazanan hep tekeller ve onların ulus devlet içindeki ortaklarıdır. Devletin etkinliği azdır. Servet sınıfının etkinliği ve kazancı halktan daha fazladır.

İkinci blokta ise, devletten devlete ilişki düzeni daha ağırlıklıdır. Seçtiğimiz iktidar devleti yönetirken, daha bir halktan yana olmak durumundadır. Çünkü servet sınıfının etkinliği bu düzende daha azdır

Karma ekonomi dediğimiz, halkın servet sınıfına göre daha öncelikli olduğu bir düzen. Kamuculuğun ağırlıklı olduğu düzen.

5 Ağustos 2022 tarihinde, SOÇİ’de yapılan Türkiye Rusya antlaşmaları, yukarıda anlatmaya çalıştığım sürecin bir parçasıdır.

Batı Kolektifi Rusya’yı dünyadan tecrit etmeye çalışırken, Rusya’nın içinde bulunduğu savunma içgüdüsü, bizim tarafta ise Batı emperyalizmin hırpaladığı Türkiye.

Türkiye’nin mecburiyetleri ve Rusya’nın mecburiyetleri bu iki ülkeyi zorunlu ittifaka zorlamaktadır.

NATO varmış yokmuş bunların hepsi belli bir süreden sonra, başka şekiller alacaktır. Kafayı buraya takmamak gerekir.

Efendim biz Batının bir parçasıyız dediğinizde, geçmişte yaşadığımız alışkanlıklarla akıl yürütüyorsunuz demektir. O dönem sonuna geldik. O dönem geçti.

Rusya ve Türkiye birbiri ile anlaşmaya mecburdur. Çünkü birbirlerine gereklidirler. Amerikan emperyalizminin saldırısından kurtulacaksak, bu ittifaka mecburuz.

Rusya Türkiye 5 Ağustos Antlaşmasının ardından, tüm emperyalist odaklar ayağa kalktı. Financial Times Türkiye’ye ambargo uygulayalım diye manşet attı. Yani Haçlı seferleri başlattı.

Alışkanlıklarla elde ettiğimiz düşüncelerimizi gözden geçirmeye mecburuz. Çünkü dünya başka bir yere gidiyor. 9 Ağustos 2022, bulentesinoglu@gmail.com